DOLAR
32,8626
EURO
35,2157
ALTIN
2.451,43
BIST
10.471,32
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
30°C
İstanbul
30°C
Açık
Salı Parçalı Bulutlu
29°C
Çarşamba Az Bulutlu
29°C
Perşembe Az Bulutlu
30°C
Cuma Az Bulutlu
30°C

Dar Vadi Karer’in Tarihçesini Yazan Çarıklı Çocuk

Dar Vadi Karer’in Tarihçesini Yazan Çarıklı Çocuk
23.03.2024 17:48
233
A+
A-

Doğduğu topraklara ömrünü adayan, eğitimci şaiir yazar Hasan Sevin, 2008 yılında çıkardığı “Dar Vadide Çarıklı Çocuk” kitabıyla eğitimli yöre insanımızı geçmişine olan sorumluluğu yüklenmeyi görev almış ve “geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez” ilkesiyle dijital dünya vasıtasıyla ulaştırmaya çalışıyor.

Karer’liler nereden geldiler?

Karer’de hangi aşiretler var?

Karer’in Cumhuriyetin kuruluşunda tavrı?

binguven-bal2

Karer’den çıkan siyasi figürler?

Karer’de ziyaret noktaları?

Ve dahası

Dar Vadide Çarıklı Çocuk Hasan Sevin’in kaleminden Karer’in tarihçesi kitabında

KÂRER, Kârer’de bulunan ve Kârer’in sekiz köyü olan Sütlüce (Darabi), Sarıdibek (Körikân), Kabaçalı (Pirican), Dolutekne (Yekmal), Altınevler (Şirnan),Çamlıca (Hırçik), Doluçay (Sağyan), Elmaağaç (Maskân) ve aynı zamanda tüm komşu köylerden de görülen KÂRER BABA ziyaretinden adını almaktadır.

KÂRER’İN sözlük anlamı: Meşrur, sevinmiş, beşaret ve müjde sebebi ile parlayan göz anlamına gelir. Coğrafi yapısı engebeli, bir çanağı andıran bu bölgenin çevresi, rakımı üç bine yakın olan dağlarla çevrilidir. Hemen hemen her dağın zirvesinde bir ziyaret (Yatır) bulunmaktadır. Kârer Baba Ziyareti Sütlüce ve Sarıdibek köyleri arasında sınırdır.

Rakımı üç bin civarındadır.

KÂRER, çevresini çevrileyen yüksek dağların zirvesinde yatan bu ziyaretlerin konumu ile bu bölge bir evliya yatağını andırır. Onlara layık olmak için gönül ehli olmak gerekir. Bu ziyaretlerin halk arasında bilinen adları şöyledir: Kârer’de ki ziyaretler: Sütlüce Köyü’nde: Şiğelesı Deşte, Şehide Sınce, Şeker Baba, Şehido Fukara, Şiğhamok, Şehide Kurı, Muriya Diyarı, Kemera Hızırı, Şehide Guhera Dızdan, Diyarı Çıla, Şehide Goze, Çıfta Palkan, Horiya Çağılı, Topık, Horiya Gabanı, Kalo Sıpe, Karer Baba, Kur Hüseyin Tekkesi ve Kur Hüseyin türbesi.

Kabaçalı Köyü’nde: Şehide Topıke, Ziyara Dikan, Sabı Kurı, Şehide Merğıke,

Altınevler Köyü’nde: Esahabe, Şehide Tuzike, Delili Berğicanın Türbesi.

Çamlıca Köyü’nde: Şehide Kurğune.

Doluçay Köyü’nde Şehide Keloşke, Seyyid Ali Kal Tekkesi, Seyyid Ali Kal ve Sakke SeyNuri Türbesi.

Sarıdibek Köyünde: Şehide Kawağı, Ziyara Dikan, Dara Mazi, Guluşa Ana, Kaniye Sünneti, Bandır Baba, Karer Baba, Doktor İsmail, Hesar Çeşmesi.

Dolutekne Köyü’nde: Geyik Baba.

Elmaağaç Köyü’nde: Hazır Baba.

Bu ziyaretlerde Baba unvanı ile anılanlar, Hoca Ahmet Yesevi Tekkesinde yetişip Hacı Bektaşi Veli döneminde Anadolu’ya gönderilen, seven dostlarınıza yakın yerde Tekkenizi kurun talimatı verilen ve Hakka yürüyünce, istekleri üzere bulundukları yere defin edilen Horasan erenleridir.

Kendi adları ile anılan diğer ziyaretlerde, ordularımızın başında uç noktalarda tahta kılıçla savaşıp ve kan dökülmesinden yana olmayan savaşçı dervişler ve alp erenlerdir. Barışçıl ilişkiler kurup Anadolu’nun İslamlaşmasına öncülük etmişlerdir. Derdi olanlar bu ziyaretlere gider ve kurban keser. Ayrıca bölgede bulunan Tekkelerimiz de gerek zahiri ve gerek batını olarak halkın derdine ortak olup, gidenler dertlerine şifa bulmuşlardır.

Kârer’in yaylaları, bu yüksek dağların gerisinde olup, eskide bu yaylalarda iki üç ay kalınırdı. Şu anda sadece Altınevler Köyü ve Dolutekne Köyü halen yaylaya gitmektedir. Aşırı göç nedeniyle köyler boşanınca yayla sefhası da bitti. Haraba olan yaylalarda, baykuşlar ötmektedir.

Kârer bölgesinin sınırı, Bingöl Ilıcalar istikametinde 33. kilometreden başlar. Adaklı İlçesi’ ne yolu 30 km. dır. Kârer’in harita üzerindeki yeri, Bingöl merkez ilçe, Karlıova ilçesi ve Adaklı İlçesi’nin üçgenindedir. İli Bingöl ilçesi Adaklı’dır.

Kârer’e yerleşmek pek kolay olmamıştır. Toplulukların Anadolu’ya yerleşmelerinde, yurt edinmelerinde, yerleşik yaşama geçmelerinde, diğer topluluklarla kaynaşmalarında ve birlikte barış içerisinde yaşamalarında, üretim yaparak ekonomik değer yaratmalarında, siyasal, toplumsal, inançsal olarak yönetilmelerinde, bu başlarındaki BABALAR önderlik ederek, onlara yol göstermişlerdir

I4. Yüzyıla tekabül eden bu dönemden günümüze kadar, Hak-Muhammet-Ali diyenlerin hiç bir gün rahatlık görmedikleri, tarihi vesikalardan anlaşılmaktadır. Bilhasa Yavuz Selim’in yaptıkları insanlık şuuruna sığmayacak derecededir. Bu baskı ve zulümlerden kendini kurtarmak için Yesevi dervişlerinin ve gaip erenlerinin bulunduğu Kârer Bölgesi’ne insanlar sığınmışlardır.

Kârer Bölgesi’ne ilk gelen aşiretin, LOLAN AŞİRETİ olduğu söylenmektedir. Kadri Kemal Kop’un, Doğu Araştırmalarım adlı eserinde verdiği bilgiye göre, LOLAN AŞİRETİ, Asya da husule gelen bir kuraklık yüzünden miladın dördüncü yüzyılında anayurtları olan Türkistan’daki Lolan Şehrinden batıya göçmüş bir Türk Kabile’sidir. Lolan Şehrinin harabesi, halen Türkistan’da mevcuttur, diyor. Erzincan, Dersim ve Varto’ya yerleşen Lolan Aşireti’nden bir kısmı gelip Karer e yerleşmişlerdir.

Hormek Aşireti’nin Horasan’dan Erzincan’a ve oradan da, Nazmiye İlçesi’ne ve Hormek Köyüne ve daha sonra da Varto ve Kiğı İlçesi’ne dağıldıkları, bugün bu il ve ilçelerdeki bölgeler de toplu olarak yaşayan bu halkın varlığından anlaşılmaktadır.

Bugün Kiğı ve Nazmiye İlçeleri arasında geçen Peri suyunun kıyısındaki eski Bağin Kasabasına yakın Hormek adlı büyük bir köy harabesi vardır.

Nazmiye İlçesi’nde, Sülbüs dağı eteklerinde kurulmuş bulunan Civarık, Hormek Aşireti’nin en eski köyüdür. Hormek’lerin başında bulunan Güllabi ağa ölünce yerine Ferasat ağa (Fero) geçmiş.

Fero’nın, Yusuf, Mustafa, Şanezer, Şehin, Hasan, Ğel, Bertal adında yedi oğlu varmış. Mustafa öldürülmüş. Fero ölünce yerine oğlu Yusuf geçmiş. Yusuf Ağada ölünce yerine Zeynel ağa geçmiş. Zeynel ağa zamanında başka bir aşiretle çıkan kız alıp verme kavgasından dolayı köyü terk etme zorunda kalırlar. Böylece 1786 yılında 30–40 aileyle Civarık Köyü’nü terk ederek Kiğı’ya göç ederler.

Adaklı Nahiyesi’ne yakın Zeynel Mezrası’nı kurarlar. Bu olaydan sonra Civarık Köyü’ndeki Hormek’ler dağılır. Zeynel ağa buraya yerleşince, kızın aşireti Kiğı’nın Mirleri Yazıcı oğulları’nı tehdit eder ve Zeynel ağa’nın kendi bölgelerinde barındırılmamalarını ister.

Çıkan çatışmalar neticesinde orayı da terk edip 1787 yılında Kârer’in Darabi Köyü’ne göç ederler. Bu kezde mezhep çatışmaları başlar. Farklı inanç gruplarıyla bitmeyen çatışmalar devam eder. Karer’e gelen Hormek’ler, Kârer köylerine, Varto’ya ve Muş merkezine dağılır. Büyük Zeynel ağanın vefatından sonrada bu mücadele devam eder. Toplumun liderliği oğlu Mustafa Zeynel’e ve yeğeni küçük Zeynel ağa’ya geçer. Kârer’e gelen bu Hormek grubunda Ğelanlar, Bertalanlar, Şirnanlar, Karamanlar, Pircananlar ve Feranlar Fero’da birleşirler. Bu kabileler kardeştir. Bolucukların büyük dedesi de büyük Zeynel ağa ile birlikte Kârer’e gelmiştir. Balucuklar bu kabilelerle Hormekte birleşirler. Seyyid oğulları, Büyük Zeynel ağa, (Kal), Mollaoğlu, küçük Zeynel ağa döneminde gelmiştir. Sağyan’daki Keraşanlar, Karabaşın Keraşan Köyünden, Sormemedanlar da, Varto’dan gelmişler.

Piricanan’daki Kırıkoğulları, Şadili Aşiretinin bir kolu olan Cunan Kabilesi’nden gelmişler. Karer’deki Alkanlar’da Ali’yi Güllabi gilden gelmişler. Ferogillerle Gülabi Ağa’da birleşirler. Sütlüce’deki Sermaliyanlar (Demircioğlu’ları), Maraşta yaşanan bir olaydan dolayı Elazığ’a (Harput) gelmişler. Sanatkâr oldukları için, oradan da Kârer’in Darabi Köyü’ne (Sütlüce) getirilmişler.

Mustafa Zeynel ve küçük Zeynel ağa döneminde, Mirekanlar, Muş beylerbeyi Emin Paşa, Palu ve Sancak mıntıka beyleri, padişahtan çıkan ferman üzerine dört bin kişilik bir kuvvetle Kârer’e saldırırlar (1824).Otuz bir gün mücadele devam eder. Darabi alınamıyor. Yapılan bir anlaşma neticesinde köy boşaltılır. Emin Paşa kuvvetleri anlaşmayı ihlal ederek köyü talan edip yakarlar. O yıl köy boş kalır.1825 yılında ferman kaldırılır, yeni bir anlaşma yapılır, Mustafa Zeynel Varto’ya gider, Küçük Zeynel ağa’da Kârer’de kalır.

Bunca mücadeleden sonra ikinci Zeynel ağa, değişen dünya koşulları karşısında kalıcı hizmetler vermiş. Tanzimat devri, doğu illerinde kudretli bir ıslahat ve büyük bir yenilik yapmıştır. Bu çağda devlet asayişe hâkim olarak aşiret kavgalarını durdurmuştur. Doğunun bütün bucaklarında nahiye müdürlükleri, ilçelerinde kaymakamlar, sancaklarında mutasarrıflar varmış.

Kârer’ deki Hormek Kabilesinin başı olan ikinci Zeynel ağa, tanzimat devri’nde kendi köylerine birkaç dershane açmış, halkın silahlarını ellerinden alarak, onları okumaya ve çiftçiliğe sevk etmiştir. İkinci Zeynel ağa yenilik getirmiştir.

Farklı yerlerden gelen bu insanlar, kısa sürede Kârer’ de birlik beraberliği sağlayarak uyumlu bir toplum haline gelmişler. Var olan eksikliklerini kısa sürede tamamlayıp günün koşulları içinde verilen imkânlardan yararlanmasını bilmişler.

1839 tarihinde oluşan güçlü Karer nahiye olmuş ve Erzurum ilinin Kiğı ilçesine bağlı imiş. Kârer’e bağlı olan on üç köy şunlardır; Darabi, Körikân, Sağyan, Maskân, Çerme, Kürdan, Kozlu, Çorsan, Şirnan, Yekmal, Hırçik ve Pirican köyleridir.

1898 tarihinde Hösnek nahiye olmuş, Kârer köyleri Hösnek’e bağlanmış. Kârer’in o zamanki nüfusu; Darabi 710 kişi, Körikân 332 kişi, Pirican 163 kişi, Yekmal 90 kişi, Şirnan 242 kişi, Sağyan 363 kişi, Hırçik 34 kişi, Maskan 173 kişi olmak üzere 2107 kişiymiş.

Birinci Dünya savaşı öncesinde hasta adam konumuna düşen Osmanlı İmparatorluğu, aleyhine hızla gelişen olaylar neticesinde fiilen savaşa katıldı. Kendini birinci Dünya savaşı içinde bulan Osmanlı İmparatorluğu, her yönden saldırıya maruz kalınca, Ruslar da Doğu illerimize saldırıyordu. Ermeniler de cephelerin gerilerinde iç savaşa başlamış ve isyanlar çıkararak halkımızı öldürmeye yeltenmişlerdi.

1914 yılında Ruslar’ın Erzurum’a girince, Kiğılılar toplanıp bir karar vermeye fırsat bulamadan hükümetin emriyle, Harput (Elazığ), Malatya ve diğer illere doğru hicrete (muhacir) başladılar.

Kârer dağları ile Sığı Boğazı ve Eşek (Şeref) Meydanı’nda Kârerli Küçük Ağa’nın önderliğinde Milli Kuvvetler cephe almaya başlar. Hormek Milis alayının başında da Kârerli Mehmet Efendi varmış. Bu orduya Çapakçur’ un Gazik Köyü’nde karargâhını kurmuş olan Ahmet İzzet Paşa komuta ediyormuş. İkinci Kolorduya kumanda eden Faik Paşa Sancak nahiyesinin Simsor Köyü’nde karargâhını kurmuş. Üçüncü Ordunun başında bulunan Vehip Paşa da Erzincan cephesinde bulunuyormuş. Bu savaş Keloşk Tepesi’nde ordunun başında bulunan Faik Paşa tarafından idare edilmiş. Faik Paşa şehit olunca yerine tayin edilen birinci Fırka Komutanı Cafer Tayyar Paşa geçmiş. Heser Baba Tepesi’nde kalan Cafer Tayyar Paşa’nın emriyle Ruslarla sıcak temas sağlanmış ve kısa sürede etkisiz hale getirilmişlerdir.

Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin yenik duruma düşmesi nedeniyle, harekete geçen Mustafa Kemal Atatürk’e, Karer halkı, Osmanlı zulmünden kurtulmak, teokratik sistemden demokrasiye geçmek ve çağdaşlığı yakalamak için büyük bir destek vermiştir. Kuvayı Maliye’nin başında bulunan Mehmet Hulusi Yurtsever, Ankara’da toplanan temsilciler meclisi’ ne çağrılmıştır. Atatürk tarafından yapılan teklifler içinde, Mehmet Hulusi Yurtsever Maarif’ i almıştır. Böylece Kârer’ in Darabi Köyü’nde 1926’ da ilkokul açılmıştır. Kârer’ in bütün köylerinden ve çevre köylerden bu okula öğrenciler gelmiştir.

Büyük komutan Mustafa Kemal halkıyla el ele vererek Türk’ ü, Kürt’ü, Laz’ ı, Arap’ ı, Çerkez’i Alevi’si ve Sünni’siyle birlikte büyük zafer kazanılmıştır. Muhacir olan Karer halkı tekrar Kârer’ e dönmüştür.

1926’ da Kiğı Erzincan’ a bağlandığı için ili Erzincan, 1936’ da Çapakçur il olunca ili Bingöl olmuştur. 1987’e kadar ilçesi Kiğı iken, Adaklı’nın ilçe olmasıyla Kârer Adaklı’ ya bağlandı.

Cumhuriyet tarihinde çıkan isyanlara, Kârer halkı destek vermemiştir. Sürekli devletten yana olmuşlardır. Var olan imkânsızlıklar içinde gece gündüz çalışıp geçinmişlerdir. Kârer halkı için Kârer, bir Köy Enstitüsü görevini görmüştür. Kısa sürede vasıflı eleman yetişmiş. Çevre köylerin de olan ihtiyaç neticesinde oralara gidip usta olarak çalışmışlardır. Böylece kavgalı olan iki toplum da, kısa sürede dostluklar kurulmuştur. Birde bu dostlukların daha da pekişmesi için toplumun ileri gelenleri Karabaşan, Çapakçur, Karlıova ve Sancak bölgesinden kız almışlardır.

1945–1946 öğretim yılında Kiğı bölgesinde bulunan on okul içinde, Darabi (Sütlüce) İlkokulu 145 öğrenci ile üçüncü sıradaymış. Kültürel ve sosyal yönde çok farklı olan Kiğı ve Kârer, çağdaşlığın sembolü olan okullarla barışık ve okumaya istekli oluşlarından kaynaklanmaktadır. Bu okulda Karerli yerli eğitmen olarak Niyazı Kılıçgedik, Ali Haydar Yurtsever, Hasan Hulki Tandoğan, Eşref Yıldız, Yusuf Çelebi ve Ferhat Keskin görev yapmışlardır.1950’lerden sonra Karer’in diğer köylerinde de okul açılmış ve kısa sürede okulsuz köy kalmamıştır.

1950 yılında deşt yaylası’na kadar getirilen göstermelik yol,1964’de Kârer’in encümeni Hüseyin Gazi Yurtsever’in uğraşları neticesinde, o günkü Nahiye Müdürü Kârerli Kazım İldan’ın da yardımıyla, Darabi Muhtarı Rıza Dayanç’ın sorumluluğunda kazma kürekle yol yapma çalışması başlatıldı ve Karer’e yol getirildi. Çünkü Bingöl’de bir tek dozer vardı ve Karer’e sıra gelmiyordu. Çalışanlara, hangi ülkeden geldiği belli olmayan kavurma ve buğday verilirdi. Ayrıca Bingöl’de devlet dairesinde çalışan çok Kârerli vardı. Her evde iki üç öğrenci okurdu. Hüseyin Gazi Yurtsever uzun süre İl Genel meclis üyesi seçildi. Kârer de birlik ve beraberlik vardı.

Birlik beraberliği olan Karer’den, Ekrem Yıldız iki dönem, Arif Hikmet Yurtsever (senatör) iki dönem, Hasan Celal Ezman iki dönem ve İlhami Binici bir dönem milletvekili seçilmişlerdi.

Çiftçiliğe ve hayvancılığa önem veren Kârer’de 17 tane değirmen varmış. Sütlüce’de yedi değirmen, Kabaçalı’da üç değirmen, Sarıdibek’te üç değirmen, Dolutekne’de üç değirmen, Altınevler de bir değirmen ve Doluçay’da bir değirmen hep çalışırmış.

Şal dokumacıları, Süleyman Bektaş, Seyyid Veli, Keki İnak, Haşim İnak, Hasan Karabağ, Bertal Belge ve Mümin Dayanç imiş.

Sünnetçileri, Mehmet Çalgıcı ve Hüseyin Dayanç imiş. Cerrah, dişçi ve kırıkçıları, Hıdır Satıcı, Keki İnak, Hacı Güreş ve Mümin Tandoğan imiş. Terzileri, İbrahim Kızılkan ve Baba Karasungur muş. Kalaycıları, Resul Karasungur ve Hüseyin Videci imiş. Demircileri, Yunus Demircioğlu, Mehmet Yurtsever, Hüseyin Yurtsever ve Haydar Cici imiş. Çok sayıda duvar ustası ve marangoz varmış. Kârer’in her köyü’nde karakovan arıcılık yapanlar varmış. Ayrıca kilim ve halı dokuyan bayanlar çoğunlukta imiş. Karer’in sağlık memurları Niyazı Tandoğan, Zeynel yurtsever imiş.

1955’de radyo, l984’de telefon, l987’de elektrik ve doksanlı yıllarda da televizyon geldi. Telefon ve televizyon vericisi kısa sürede yok oldu. Yirmi birinci asırda halen Karer’in telefonu yoktur. Şu anda telefonu olmayan bölge halkı büyük sıkıntılar yaşamaktadır.

Yirminci asrın sonlarında on üç İlkokulu, bir ortaokulu, 34 öğretmeni, bir sağlık ocağı, doktoru, sağlık memuru, hemşiresi, bir sağlık evi ve ebesi vardı. Okullarımız yok olunca, üç masum çocuk, okul yolunda kurban verdik. Ilıcalarda okuyan bu çocuklar gelip Deşt yaylası’nda donarak şehit oldular. Yerleşik düzeni dağınık olduğu için, sıkıntılar her gün artmakta ve bölge halkı hayvanını satıp çocuklarını okutmak için Bingöl’e göç etmektedir. İşsiz olan bu insanlar perişan durumdadırlar.

Bölgenin kendine has gelenek ve görenekleri vardı. Gelenek ve göreneklerin yaşayış, düşünce ve sanat varlıkların tümü kültürün bir parçası veya tümüdür. Bundan böyle, o gün yaşatılan gelenek ve göreneklere sahip çıkılmadığı için bir eser kalmadı. Dilerim bundan sonra sahip çıkılır.

Yılbaşı gecesi, ocağa büyük bir kütük konurdu. Kale Gağendi dolanırdı. Nevruzda (Heftemal) tatlı sir veya zerfet hazırlanırdı. Bayramlarda bir araya gelinirdi ve bayramlaşmadan sonra hazırlanan yemekler yenirdi. Kurbanlar kesilirdi. Yaylaya gidildiğinde yağlı kömbe veya kete pişirilirdi.

Her Cuma akşamı ölü hayrına pişirilen yemekten verilirdi. Koç katımında kınalar yapılırdı, boynuza delikli kete takılırdı, erkek çocuk koça bindirilirdi. Yeni doğan çocuklara nene veya dede isim koyardı. Yeni diş çıkaran çocuklar için hedik yapılırdı. Öksürük (Kurik-Qurik) için yedi evden yağ toplanırdı ve hayız yapılırdı. Muharrem orucunda oruç tutulurdu, Aşure pişirilirdi, kurban kesilirdi. Hızır İlyas gününden bir hafta önce Cuma akşamı musahiplere ve kirvelere gidilirdi. Çünkü Alevilikte musahipliğin ve kirveliğin büyük önemi vardır. Hemen hemen her evde cem yapılırdı.

Yöresel yemeklerimiz, Sir, Zerfet, Tutmaç Çorbası, Ayran Çorbası, Tirit, Gıldık, Lopuk, Şolık, Katlı Kömbe, Hayiz, Helva, Devcın, İrişte, İçli köfte, Beşi, Bıcıka Hakıne, Siro Tenık, Siro Kol, Pancar, Keldoş, Herir, Keşke, Helise, Çavşir dir. Etli yemekler ise, kebap, sac kavurması ve şorba dır.

Yöresel oyunlarımız, Küs, Çır, Sıkür, Dama, Gok, Çılope, Vilviç, Kemera zorı, Kabık Oyunu, Uzun Atlama, Üç Adım Atlama, Resenı Lınge, Birdirbir, Güvercin Taklası, Beş Taş, Dokuz Taş, Çizgi Oyunu, İp Atlama, Mışe, Köşe Kapmaca, Daire Oyunu, Şube, Mendil Kaçırma, Çelik Çubuk Oyunu, Kuski idi.

1955’lerden başlayıp, çeşitli nedenlerden dolayı son yıllarda daha da hızlanan göç olayı, Kârer dışında çok Kârerli yaşamaktadır. Oynanan oyunlar neticesinde harabe hale getirildi.

Gün geçtikçe gücünü siyası olarak kaybeden bir toplum olarak, halen bazı gerçeklerin farkında olmamak düşündürücüdür. Tek çözüm birlik ve beraberliktedir.

HASAN SEVİN KİMDİR?

Babasının adı Süleyman olan Hasan Sevin, Bingöl’ün Adaklı ilçesine bağlı Kârer Bölgesi’nin Sütlüce (Darabi) Köyü’nde 1949 yılında doğdu.

İlköğrenimini köyünde yaptıktan sonra, orta öğrenimini Bingöl Lisesi’nde sürdürmüştür. 1969 yılında Bingöl Lisesi’nden mezun olup, yüz lira bulup üniversiteye müracaat edemediği için, yoksulluk nedeniyle yükseköğrenime gidememiştir. 1963 yılında annesi Zarife’yi kaybeden Hasan Sevin, bu yoksulluğu gidermek ve yetim kardeşlerine faydalı olmak için, aynı dönemde Tunceli Erkek İlk Öğretmen Okulu’nda fark dersleri vererek, ilkokul öğretmeni olmuştur. Kendi köyüne istekli gelen Hasan Sevin, sekiz yıl köy merkezine, beş yılda imece usluyla açtığı Kahraman Mezrası’ndaki okulda olmak üzere, on üç yıl kendi köyünde öğretmenlik görevini sürdürmüştür. 1983 yılında orta öğrenim çağına gelen çocuklarını okutmak için, kendi isteğiyle Bingöl merkezine gelip, 1988 yılında iki yıllık Eskişehir Açık Öğretim Fakültesi Eğitim Ön Lisans Programı’nı tamamlayıp mezun olmuştur. Zamanında yükseköğrenime gidemediği için, sürekli kendisine dert olan bir isteği de böylece halletmiştir. On üç yılda Bingöl merkezinde olmak üzere yirmi altı yıl sınıf öğretmeni olarak çalışmıştır. 18 Mart 1996 yılında emekli olup, yazın Bingöl’e 38 km. uzaklıkta olan Kârer Bölgesi’nin Sütlüce (Darabi) Köyü’nde, kışın da Bingöl merkezde yaşamını sürdürmektedir.

Öğretmen olarak çalıştığı süreç içerisinde, sadece ders vermekle kalmayıp, çeşitli sosyal faaliyetlerde bulunmuştur. Bunlar içerisinde en belirgin olanı, kendi köyü Sütlüce merkezinde çalıştığı dönemde, köy merkezine 7 km. uzakta olup ve öğrencileri merkezdeki okula gelen Bekân, Kahraman ve Şavan mezralarının ortalaması olan Kahraman Mezrası’nda, köy muhtarı Mehmet Kılıçgedik ile birlikte ve bu mezraların halkı ile el ele vererek imece usulü ile bir okul yaptırmış ve beş yılda orada hizmet vermiştir. Aynı zaman da o halkla, o bölgenin yaylası olan Göynük Yaylası’na da içme suyunu getirmiştir.

Emekli olduktan sonra aynı bölgeye, malzemesi devletten, işçilik ücreti iş adamlarımız Atilla Kızılkan ve Sabri Keskin tarafından karşılanan iki köprünün yapımına öncülük edip yaptırmıştır. Cem Vakfı tarafından yürütülen Alevi çalıştaylarına, Bingöl Baba Mansur Ocağını temsilen katılmıştır. Cem Radyo ve Cem Televizyon programlarına katılan Hasan Sevin, evli ve dört çocuk babası olup, yaşamı boyunca sürekli olarak araştırma ve incelemelerde bulunmuştur. 2020 yılında amansız bir hastalığın ( prostat kanseri) pençesine düşen Hasan Sevin, Malatya’da İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezinde, 15 Ekim 2020 tarihinde, Üroloji doktoru Sayın Hüseyin Çelik tarafından yapılan sekiz buçuk saatlik ameliyat neticesinde, tekrar sağlığına kavuşmuştur.

Beş şiir kitabı ile( iki bin üç yüz otuz sekiz şiir) bir araştırma kitabı, bir tarihi roman kitabı ve bir de farklı bir araştırma olan Yaradılışın Sırları Kitabı (Seyyid Kur Hüseyin-ı Kol ile Seyyid Ali Kal’ın torunların soy şeceresini de içer8en) olmak üzere sekiz kitabı yayınlanan Hasan Sevin; Hakk, Muhammed, Ali yolunun aşığı olarak duyduğu sevgiyi aşk ile deyişlerde dile getirmiştir. Kerbela ile ilgili deyişlerinden beş deyiş, Cemil Çiftçi tarafından hazırlanan, Yunus Emre’den günümüze kadar “Halk Şiirinde Kerbela Ağıtları” kitabına alınmıştır. Her şey insan içindir diyen Hasan Sevin, bağlı bulunduğu değerleri titizlikle koruyan, halka hizmet, Hakk’a hizmettir diyen yapıya sahiptir.

rodi
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.