DOLAR
15,7977
EURO
16,8601
ALTIN
945,72
BIST
2.354,27
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bingöl
Az Bulutlu
20°C
Bingöl
20°C
Az Bulutlu
Salı Açık
21°C
Çarşamba Açık
25°C
Perşembe Açık
28°C
Cuma Parçalı Bulutlu
29°C

Fahri Alimoğlu

Sarayıcedid’de dar koridorlu bir apartmanın altıncı katı. Koridor dar, çünkü asansör kapısı açılınca aradan geçmek için yer kalmıyor.

29 numaralı dairenin kapısını Faik açtı. Faik, Fahri Alimoğlu’nun ağabeyi, ama Fahri’den daha genç gösteriyor. 

Fahri, salonun balkona açılan kapının arkasında kalan cepte, ana caddeye bakan pencerenin dibindeki koltuğa uzanmış halde bekliyordu bizi. Yorgan vardı üzerinde.

Biz?

rodi

Ben, Ramazan Güntay, Galip Akengin, Emine ve Cahide Bilgin

Ellerini aradım, tutmak için. Kitaplar yazan ellerini. Her gün bir yazı yazan ellerini. Bingöl’ün bütün gazete, dergi ve web sitelerinin köşesindeki yazılardan birini yazan ellerini…

Gözlerinin içi gülüyor; yüz ifadesinden de başını yastıktan kaldırmaya çalıştığı anlaşılıyordu. Diğerleri gibi ben de eğildim, yanaklarından öptüm. 

Söyleyecek sözüm yoktu. “Geçmiş olsun” demek yetmezdi tek başına. Ağzımda geveledim bir şeyler ne o duydu ne de ben. Yine de anlaştık sanırım.

Faik, arkamızdan yetişti. Yorganı çekti aldı; kardeşini kucakladı, oturttu, yorganı dizlerine örttü tekrar. Fahri, şimdi sapa sağlam oturuyordu karşımızda. Her ne kadar, “bedenime hükmedemiyorum” dese de Fahri, bedenine hükmeder gibi oturuyordu.

Fahri’yi ne kadar tanıdığımı sordum kendime.

Altunizade’de Üsküdar Halk Eğitim Merkezi’ndeki bir toplantının karlı görüntüsü canlandı bir an. Aynı gazetede yazdığımız günlere; yayına hazırlamaya çalıştığı bir web sitesi için yazma teklifi yaptığı günlere gidip geldim.

O günlerde bingoltime.com adında bir haber sitesini yayına hazırlıyordu. Seçimlere daha vardı ve milletvekili aday adayı olmaya daha karar vermemişti.

 “Merhaba Üstat; telefonda da belirttiğim gibi yazılarınızı keyifle takip ediyorum. Muhtemelen yayınlanan her yazınızı okuduğumu söyleyebilirim. Bana göre üslubu olan ender yazarlarımızdan birisiniz. Aşağıdaki linkte yer alan ama henüz kamu ile paylaşmadığımız bir sitenin hazırlığı var. Site her gün yenileniyor. Sanki yayındaymış gibi her gün her şey tazeleniyor ama linkini dağıtmadığımız ve gizlediğimiz için şimdilik sadece bizler biliyoruz. Bunu da sitemiz oturuncaya kadar yapmaya devam edeceğiz. Yani bu bir gazeteyi her gün hazırlayıp basıp dağıtmamaya benziyor. Her gün basıyoruz ama dağıtmıyoruz. Böylece kendi hatalarımızı ve eksiklerimizi bir süre gözlemleyebileceğimizi düşünüyorum. Bu sitemiz ocak sonunda tamamlanmış olacak. Şimdi logolar ve diğer eksikleri hazırlanıyor.”

Bu davetle birlikte sitenin adını verdiği, yazılarımı eklemek için kullanıcı adı ve şifremi bildirdiği günlere gittim bir kez daha.

“Üstadım merhabalar; site bir kaç günden beri kapalı, çünkü istediğim formata bir türlü gelmedi.

Şimdi deyim yerindeyse yıktık, yeniden yapıyoruz. Bir kaç gün içinde yeni hali ile yeniden başlayacağız.

Zaten bunun için yayında değildik. Yazılarınızın yedekleri alındı, yeni site de yer alacaklar. Site hazır olduğunda size bilgi vereceğim. Selamlar sevgiler ve saygılar”.

Derken araya seçimler girdi. Seçimlerde Fahri Ak Parti’den Bingöl milletvekili aday adayı oldu.

Mahmut Akyürekli ile başa baş bir yarış içinde görünüp, aralarından birinin ipi göğüsleyeceği beklenirken, ikisi de son dakikada elendi.

Seçim hengâmesinden sonra bir kez daha Fahri ile görüşmedim. Site için ondan gelecek haberi bekledim sadece. O aramayınca ben de aramadım. Kazara milletvekili seçilseydi yine aramayacaktım.

Seçimden sonra, “Dersim Kürt Tedibi (1937-1938)” adlı kitabı yayınladığı halde Mahmut Akyürekli’yi de aramadım hiç. İkisi de arkadaşım oldukları halde. Politikacılardan uzak durmak için anlamsız, say deseniz sayamayacağım sebeplerim var kendimce.

Genel seçimlerin geride kaldığı, seçilenin seçildiği, seçilmeyenin köşesine çekildiği, seçim telaşının geride kaldığı günlerde Bingöl ile Erzurum arasında bir trafik kazasının meydana geldiği, bu kazada Fahri Alimoğlu’nun bir akrabasının ağır yaralandığı kulağıma çalınmıştı.

Aradan neredeyse iki yıl geçtikten sonra o kazada Fahri’nin bir akrabasının değil de Fahri’nin kendisinin ağır yaralandığını öğrendim geçenlerde.

Fahri ile aynı günlerde yazmaya ara vermişiz. Seçimden sonra manşetten verilen bir haber nedeniyle Bingöl Haberci gazetesine yazmadım bir daha. Meğerki Fahri de can derdinde olduğu için yazmamış bir daha.

Erzurum’da hastanede gözlerini açtığında, “ellerimle hiçbir şeye tutunamadığım bir sıvının içinde yüzüyor gibiydim” diyor Fahri. “Bir dua denizinin içindeydim sanki.”

Söz insanlara gelince, nerenin insanları, nerede yaşadıkları da o kadar önemli değil, onlar için de söyleyeceği birkaç sözü vardı.

“Yüreklerinden Tanrı korkusunu ve Cehennem korkusunu çıkarıp alırsanız, geriye korkunç canavarlar kalır…”

Düşünmek ve düşündüklerini sözlü ifade etmek için sağlıklı, hükmedilebilen bir beden şart değil, ama yazmak için iki el, iki kol; en azından bir el, bir kol lazım insana.

Ses kayıt cihazlarına da bel bağlamıyorsanız eğer…

 “Kafam yazılarla dolu, yazamıyorum…”

İki elini baş hizasına kadar kaldırmayı denedi birkaç kez, başardı da. Omzundan itibaren kolları incelmiş, parmak uçlarına kadar… Parmaklarına hükmedemiyor. Kollarını yorganın altında tutuyor daha çok.

“Kafamın içinde bir kitap hazır, ama yazıya dökemiyorum…”

Bir avukat gözüyle bakıp Bingöl’ün daha çok hangi ilçesinde cinayet, hangi ilçesinde cinsel, hangi ilçesinde uyuşturucu suçlarının işlendiğini sayarken Kığı’yı hariç tuttu.

Kığı’yı bir tarafa ayırıp suç profiline göre o ilçeleri siz de kolayca tahmin edebilirsiniz.

Bingöl Alevileri için de isabetli bir tespiti vardı. 

“Bizim Aleviler dışarıya göç ettikten sonra, Bingöl’ün doğası da dengesi de bozuldu.”

İnsan oğlunun kendi eliyle doğanın dengesini bozması gibi.

Aksi Kanıtlanmadıkça Herkes Suçludur” ve “Avazınız Çıktığı Kadar Susun” kitaplarının yazarı Fahri Alimoğlu, İstanbul’da Sarayıcedid’de dar koridorlu bir apartmanın altıncı katında, 29 numaralı dairede yaşıyor, düşünüyor, kafasında kitaplar kurguluyor.

Fahri’nin gözlerinin içi gülüyor.

Bakışları, “düşünebilmek yürümekten ve koşmaktan daha elzemdir,” diyor sanki.

Fahri’nin fizik tedavisi devam ediyor.

Bingöl’den kırmızı toprak getirmişler.

Omuzlarından aşağısına söz geçiremiyor şimdilik.

Şimdilik…

Oradan ayrılırken, “Fahri’nin Bingöl’e değil, Bingöl’ün Fahri’ye ihtiyacı var” diye düşündüm.

Cafer Yurtsever, 18.03.2013

Yakın zamanda kaybettiğimiz Fahri Alimoğlu’nun anısına, saygıyla…

Yazarın Diğer Yazıları
19.03.2021 13:44
19.03.2021 11:58
19.03.2021 12:18
19.03.2021 12:16
06.12.2021 12:12
05.01.2022 20:49
golbal
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.