DOLAR
16,7832
EURO
17,4971
ALTIN
976,05
BIST
2.443,77
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bingöl
Açık
33°C
Bingöl
33°C
Açık
Cumartesi Açık
32°C
Pazar Açık
33°C
Pazartesi Açık
34°C
Salı Açık
35°C

SEFERTASI

Olaysız geçen bir gün yoktu bir ara Paradan altı sıfır atılmamıştı daha. İnsanlar ellerini yıkıyorlardı, ama maske takmıyorlardı..

Olaylar zincirine iki katlı Taksim- Bostancı otobüsüne konulan bomba eklendi en son. Biletçi patlamadan önce bombayı otobüsün imdat çıkış penceresinden dışarı fırlatarak bir faciayı önledi. Başarısından dolayı da otuz milyon lira, radyo ve televizyonlarda adı okunarak ödüllendirildi. Biletçinin yanı sıra otobüsün şoförü de yirmi milyon kazandı.

Ankara’nın Refah Partisi belediye başkanı, bir heykeli müstehcendir diye kaldırttı. Bu konuyu televizyonlarda tartıştılar. Otobüs, tren ve uçakta konuştular.

rodi

Amerikan askeri yardımı, yurtiçi savunmada kullanılmamak şartı ile verilmek isteniyor; bunun üzerine bizimkiler çok kızdı, yardımı öne sürülen şartlarla asla kabul etmeyeceklerini Amerika’ya bildirdiler.

DEP kapatıldı. Bu partinin milletvekillerinin birkaçı Avrupa’ya sığındı; burada kalan ikisi de T.B.M.M.’ne sığındı; daha önce de bir kaçı hapse atılmıştı. Yine de ara seçim gerektiren eksik milletvekili sayısı elde edilemedi.

Bunun üzerine eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın kardeşi Yusuf Özal, çok sinirlendi: “Ara seçim olmasını isteyenler bizden birini öldürecekler” dedi.

Emin Çölaşan ile TRT Genel Müdürü’nün mahkemesi halen sürüyor; Çölaşan mahkemeden mahkemeye taşınıyorken bile, kendisi hakkında sert yazı yazdı diye bir yazarı dava etmekten geri kalmadı. Minik Kuşu’ndan Mehmet Ali’ye ait dosyayı vermesini istedi bugünkü yazısının son satırında.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Hüsamettin Cindoruk “Hukukçu da var, gugukçu da var” dedi.

SHP’nin Onursal Başkanı, fena halde kükredi “Anayasanın 24. maddesini değiştirtmeyiz; her şeyden ödün veririz de laiklik konusunda asla,” dedi.

Samsunspor’un milli futbolcusu, geçirdiği trafik kazasında öldü.

Amerika’da yapılan Dünya Kupası futbol maçlarında Brezilya, Rusya’yı 2-0 yendi. Birinci gölü Romario, ikincisini penaltıdan Rai attı. Kupa maçlarına kalbi dayanamayan dört kişi kalp krizinden can verdi.

Almanlar, Türkiye’ye turist gitmiyor diye, keyifleri kaçmış gibi “Antalya, saat 14.00, neredesin Alman turist?” diye bir fotoğrafın altına not düşmüşler, sitem etmişler.

***

Bugün mahallenin otobüsüne binmedim, değişiklik olsun diye, bir başka yola kadar yürüdüm; oradan bir başka otobüse bindim. Her zamanki gibi otobüs kalabalıktı. Ortalarda bir yer bulup, ayakta yolculuğa durdum. Bir iki durak geçtik, geçmedik yanımda ayakta duran adam, birden geri çekildi. Bir süre ne yapacağını bilmez şekilde bekledi. Sonra karar verdi. Kalabalığı yarıp şoförün yanına kadar gitti. Şoförün kulağına eğilip, bir şeyler söyledi. 

Şoförün ilk tepkisi, frene basmak oldu, sonra arabayı sağ şeride yanaştırmak için direksiyonu kırdı.

Olağanüstü bir şeyler olmuştu anlaşılan. Herkes neler oluyor diye birbirine baktı. Şoför, sağa tam yanaşmadan arabayı durdurdu. El frenini çekti; ön, orta ve arka düğmelere basarak otobüsün tüm kapılarını açtırdı. 

Kapılar açılınca ilk önce şoförün kulağına bir şeyler fısıldayan adam kendisini dışarı attı. Şoför ayağa kalktı ve sakin olmaya çalışarak:

“Lütfen otobüsü hemen boşaltınız! “

Yolcular homurdanmaya başladı:

“Neler oluyor kardeşim?!”

“Arıza mı var yine?”

“Allah kahretsin!”

Yolcular otobüsün arızalandığını sanıyordu. Yolcuların inmek için pek istekli davranmadığını gören şoför, sesini duyurmak için bağırarak:

“Otobüste bomba olduğu ihbar edildi,” demek zorunda kaldı.

Daha birkaç gün önce Taksim- Bostancı otobüsüne bomba konulmamış mıydı?

Bir anda kalabalık dalgalandı, herkes kapılara hücum etti.  Yola döküldük hepimiz.

Eğer bomba patlar ve biz de ölürsek; arabadan inmeye çalışırken düşmek üzere tutup kaldırdığım kokular sürünmüş ve ince giyinmiş kadın, hayattayken dokunduğum son kadın olacaktı. Buna değer miydi? Kadın o telaşta dahi teşekkür etmek için dönüp baktı. Zamanı mı canım, canımızı kurtarmalıydık önce, teşekkür etmek sonraya kalsındı.

Otobüste kimseler kalmadı. Havaya uçmasını beklediğimiz otobüsün uzağında kalmak için dağıldık. Şoför, geçenlerde meydana gelen ve biletçinin pencereden fırlattığı bomba olayını hatırlamış; bugün kendisi de bir kahramanlık yapmak, adını bütün Türkiye’ye duyurmak için eline büyük bir fırsat düştüğünü düşünmüş olmalıydı. Çünkü o otobüste kalmış ve bombanın bulunduğu kısma doğru yürümüştü otobüs boşalınca.

Tam da benim ayakta beklediğim koltuğun oraya gelince, eğildi ve oradan naylon bir poşeti alıp kaldırdı; kaldırdığı poşeti pencereden dışarıya fırlatmak için hareketler yaptı.

Fakat… Şey bu benim…

Yahu kardeşim bu benim ağırlık yapmasın diye ayakta durduğum koltuğun önüne bıraktığım poşet… Sefer tasım. Gazeteye sarmışım, poşete koymuşum, nereden bomba oluverdi ki?

Hemen öne atıldım, şoför sefer tasımı pencereden atmadan, yetiştim; bileğinden yakaladım.

“Ne yapıyorsun şoför bey? Bu benim sefertasım. Bomba olduğunu da kim söyledi? Her gördüğünüz şeyi bomba mı sanıyorsunuz ne?“ diye çıkıştım..

Şoför, dediklerimi anlamamış gibi, halen elinde tutuğu sefertasımı dışarıya atmaya çalışıyordu. Bileğini kurtaramadı tabi.

“Bırakın kardeşim, bırakın yoksa elimde patlayacak,” diyordu ha bire.

“Bomba değil, bomba değil.”

Durumu anlayınca da duyulur duyulmaz bir sesle:

“Ne güzel, ödül alacağım diye sevinmiştim ben de,   nerede  bende o şans?” diye söylendi.

Sefertasımı kurtardım, aldım adamın elinden. Şoför, olduğu yere yığıldı, kaldı. El atmadım. Ne hali varsa görsün! 

Artık gönül rahatlığıyla poşet de mi taşamayacağız kardeşim?

Dışarıda meraklı bakışlarla bizi izleyen yolculara bunu nasıl açıklayacağımı düşünüyordum bir taraftan da.

Tek bir seçeneğim vardı. Poşeti parçalar gibi, boğazından kopardım, gazeteyi yırttım, sefer tasını ortaya çıkardım; kapağını açtım, bugünkü öğle yemeğim olan kabak dolmasından bir tanesini iki parmağımın arasına aldım ve dolmayı tek lokma olarak boğazıma indirdim.

Kadınlardan birinin arkadaşına dönüp, gülerek;

“Bomba değilmiş, dolmaymış kardeş,” dediğini duydum.

Herkes rahat bir nefes aldı; derin bir “oh” çekti.

Cafer Yurtsever, İstanbul, 2022

Yazarın Diğer Yazıları
19.03.2021 02:35
06.12.2021 12:12
19.03.2021 12:18
19.03.2021 11:58
19.03.2021 12:16
golbal
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.