DOLAR
17,9630
EURO
18,3548
ALTIN
1.022,97
BIST
2.778,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bingöl
Açık
36°C
Bingöl
36°C
Açık
Salı Açık
35°C
Çarşamba Açık
36°C
Perşembe Açık
37°C
Cuma Açık
38°C

MANİFATURA DÜKKANI (2)

Başladığınız işi bitirmelisiniz. Bir isim yapmıştık, kimselere “İşi yarıda bıraktılar” dedirtmezdim. 

İlk altyapı işi bir buçuk yıl sürdü. Ben, Enis ve Altan Bey üç ortaktık.

(…)

Altan Bey, “ben ve Enis Bey mühendisiz. Bizim ortaklık payımız daha yüksek olmalı. Bizim ortaklık payımız yüzde 33, senin payın yüzde 25 olsun…” deyince ipler koptu.

rodi

Yola birlikte çıktığımızı, kardeş payı dışında bir ortaklığı kabul etmeyeceğimi, ayrılacağımı, bundan böyle sadece alacağınız işlerde size yardımcı olacağımı söyledim.

Enis Beyi çok sever sayardım. O da beni.

Yollarımızı ayırdık.

İş bitince Üsküdar’ın ileri gelenlerine, “nerelerde oturulur, İstanbul’un neresi yaşanılır bir yerdir. Hangi muhit merkezidir?” diye sormaya başladım.

(…)

“Levent tenhadır, elit bir muhittir” dediler.

O zamanlar 1. Levent çok tenha bir yerdi. Levent’de gezdim, dolaştım. 85 bin liraya bir daire satın aldım. Oraya taşındık.

Bu arada iş bakıyordum. Sağa sola açıldım. Bir işi gözüme kestirdim. Levent’teki polis lojmanlarının inşaatını… Ancak, “patronu, taşeronu çok fazla” diyorlardı. Yol yordam öğrenmişim. O zamanlar kolay değildi bir işi almak. Şantiye şefine gittim. İşe talip olduğumu, işin kabulünden sonra çekimi vermeleri halinde hemen başlayacağımı söyledim. Adam kabul etti, anlaştık. İşleri, usul kaideleri biliyordum. Kabuller nasıl yapılır, bu işler için hangi kapılar çalınır gibi… İşe başladım. İşi bitirdim, kabulünü yaptırdım, çekimi aldım. Rahatladım.

İstanbul büyük bir şehir. Her önüne gelen bu işleri yapmıyordu. O zamanlar iş bilen fazla kimse yoktu. Tek başınayım. Belediye iş almaya başladım. Belediyeden iş almak pek kolay değildi.  Belediyeye yerleşenin elinden işi kapmak, aslanın ağzından lokmayı almak kadar zordu.

Ahmet Salman ile yollarımız bir kez daha çakıştı. Birlikte iş yapmayı teklif etti. Birlikte bir iş aldık.

Amca Oğlu, Samsun Çarşamba’da Arı İnşaat’ta çalışıyordu. İstanbul’da çalışabileceğini söyleyince, rahmetli eşim, “Akrabandır, yardım et, ama birlikte iş yapma” diye uyardı beni. Rahmetli öngörülü bir insandı.

Ben, “İşi biliyor” dedim. İsim yapmış. Her şeyden önce akrabamızdır…”

Harcırah olarak 400 lira verdim, evini alıp geldi, işe başladı.

Hayvancılık yapan kardeşim parayı bitirmiş, çıktı geldi. Yaklaştırmadım önceleri.

Hanım, “Kardeşindir, elinden tut. Bir iş ver kendisine” dedi.

Geldi. Nihayetinde kardeşim. Çavuş olarak işe aldım.

Ahmet Salman Kayseriliydi. Paraya sıkıştığımızda oradan, buradan para bulup getiriyordu. Çalışıyordu. Amca Oğlu, bu adama kancayı taktı. “Cahildir, ayak bağıdır” demeye başladı. “Cahilse cahil, işini yapıyor mu yapıyor, eli uzun mu uzun, koşuşturuyor mu koşuşturuyor” dediysem de dinletemedim. Ahmet ile yolarımızı ayırdık.

Enis ile Altan Bey, Karadeniz Ereğli’de bir tünel işi buldular; bana teklif ettiler. Ben de Amca Oğlu’na, “Sen tünel işinden anlarsın, bir teklif ver, bu işi yapalım” dedim.

Ben de zannediyordum ki, tünellerde çalışmış, tünel işlerinden anlıyor…!

Amca Oğlu, Ereğli’ye gitti. Teklifi hazırladı. Teklifi verdi, işi aldık. Teşkilatı kurdu ve işe başladı. 

Aradan bir süre geçti geçmedi dönüp geldi.

“Zarar ediyorum” deyip, işi bırakacağını söyledi.

“Peki, seni ne kurtarır?” diye sordum.

Maksadım ne pahasına olursa olsun, başladığımız bir işi yarıda bırakmadan tamamlamaktı. Bir isim yapmıştık, kimselere “İşi yarıda bıraktılar” dedirtmezdim.  Arada Enis ve Altan beyler vardı. Onlar bana güvenip teklif etmişlerdi. Güvenlerini sarsamazdım.

Fiyatı çıkaran kendisi, işin başındaki kişi kendisi…

Nuh diyor, peygamber demiyordu.

Hanımla Amca Oğlu’nun evine gittik.

Amca Oğlu, kararını vermişti.

“Ben işi bırakıyorum” diyor, başka bir şey demiyordu.

“Bak” dedim rahmetliyi işaret ettim. ”Bu benim beş çocuğumun annesidir. Bana dönüp derse ki, sen bu işi devam ettirirsen, senden boşanırım, ben onu bırakır, ama bu işi tamamlarım. Çık git, bu işi bitir. Sen gitmezsen, ben giderim.”

Kalktım, Ereğli’ye gittim.

İşçiler yatak yorganını toplamış, işi bırakmış; “Amca Oğlu Bey işi bırakmış ise, biz de bırakırız” diyorlar.

 “Çalışan çalışır, giden gider” dedim. “Çalışanın parasını cebimden öderim. Hiç kimsenin parası kalmaz…”

İşçilerin tamamı işine döndü.

Kaldığı yerden başlattım işi. İş yarıda kalır diye Enis ve Altan Bey çok endişelenmişlerdi. İşe el koyunca onlar da rahat bir nefes aldı. Her on beş günde bir Ereğli’ye geleceğimi, Ereğli’de on beş gün kalacağımı, bana otelde bir oda tutmalarını istedim. Elif Otel’de yerimi ayırdılar. İki hafta İstanbul’da, iki hafta Ereğli’de, derken üç dört ay içinde işi bitirdim, kendilerine teslim ettim. İstanbul’a döndüm.

Cafer Yurtsever

Manifaturacı Ağa dosyasından…

Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2021 12:57
07.05.2021 01:00
06.12.2021 12:12
15.12.2021 12:34
16.03.2022 12:25
golbal
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.