DOLAR
32,1310
EURO
34,9406
ALTIN
2.433,02
BIST
10.656,96
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
21°C
İstanbul
21°C
Hafif Yağmurlu
Salı Parçalı Bulutlu
25°C
Çarşamba Açık
26°C
Perşembe Az Bulutlu
26°C
Cuma Açık
27°C

Emin TOPRAK

Emin Toprak Bingöl-Kiğı- Zeynelli Köyü’nde 19/03/1950’de doğdum. Köyümde İlkokul (1957-1962) Erzurum Yavuz Selim İlköğretmen Okulu (1962-1968) İstanbul Atatürk Eğim Enst. Eğitim Böl.(1973-1977) ve Marmara Ün. PDR bölümü Lisan tamamlama… 5 yıl İlkokul Öğretmeni, 16 yıl Rehber Öğretmen, 19 yıl Eğitim Müfettişi olarak 40 yıl 6 ay çalıştım. 2013 yılında emekli oldum. Halen emekli Matematik öğretmeni eşimle birlikte İstanbul’da oturmaktayız. 2 çocuk ve 2 de torunumuz var. https://etoprak1950.blogspot.com/ Blogumda DOSTÇA yazılar yazıyorum

    Hayat Bilgisi

    20.04.2024 20:49 | Son Güncellenme: 20.04.2024 21:20
    27
    A+
    A-

    Eğitimciler, her konuda az-çok bilgi sahibi olması gereken kişilerdir. Okullarda her konuda az-çok bilgiyi de: ‘Hayat Bilgisi’ dersi kazandırır.

    ‘Hayat Bilgisi’; okula yeni başlayan çocukların ilk üç yıldaki derslerinden birisinin adıdır. 

    ‘Hayat Bilgisi’; bazı lokantalarda ‘Aşçı Tabağı’ diye servis edilen yemeğe benzer. O tabakta, her çeşitten ‘biraz’ olduğu için de müşterisi aç kalmaz derler… 

    Hayat Bilgisi konuları, yaşamın sürekli döngüsü içindeki ‘herkes’ içindir. Önyargı ve inat üretmeden, güncel ve yenilikçi anlayışla kişiye özgünlük kazandırmak isteyen bir derstir. 

    binguven-bal2

    Hedefinde: okuyan-yazan, gözlem-deney yapıp düşünen, yeni bilgilerle tanışan, onları bilinenlerle kıyaslayan, konuşan, tartışan, üreten ve her gün yenilenen özgün insanlar vardır. 

    Sanırım, ‘Hayat Bilgisi’ dersinin en sevdiğim ders oluşu bu yüzdendir.  

    Çünkü, bu ders: ‘hem öğrenci hem de öğretmen’ olarak her olgudan bir çıkarım yapmayı ve yaşam boyu; gelişen, üreten, paylaşan, uzlaşan bir birey olmayı öğretir insana. 

    Bilimlerin kalıcı olduğu, bilgilerin de kısa ömürlü, geçici olduğunu herkes kabul eder. Dünyadaki bu hızlı gelişim-dönüşüm-değişim; sosyal yaşamı, teknolojiyi, bilgi ve tüm alışkanlıkları eskitir, işlevsiz kılar ve zamanla yok eder. 

    Eğer toplumun ve insanların bu hızlı değişime uygun bir güncellemeleri yoksa, işte o zaman da toplumlar geriler ve insanlar yenik düşerler.

    Gerilememek ve yenik düşmemek için toplumsal dayanışma artmalı, her birey yaşam boyu: ‘hem öğrenci hem öğretmen olma’ ilkesine uymalıdır. Çünkü bu ilke toplum ve bireyin dinamosudur, bundan aldıkları güçle farkı fark eder, uyum sağlar ve yenilenirler. 

    * * *

    Birkaç satır aşağıda bir konuşmadan alıntılanmış, duyulan, bilinen ve çok düşündüren dört satırlık bir alıntıyı paylaşacağım. Kaynaklarda bir netlik yok, fakat bu söz ya Hrant Dink’e ya da Rakel Dink’e aittir. 

    İşte o alıntı:  

    “Ben üç dil biliyorum:

    Ermenice, Kürtçe ve Türkçe.
    Benim içimde bu üç dil hiç kavga etmiyorlar,
    Barış içinde yaşıyorlar!”


    Bu kısa fakat anlamlı söylem, aslında bir toplumsal çığlıktır.

    Ve bu çığlığın derinlerinde de ülkemiz halklarının pek çok acısı ile özlemi saklıdır.

    Eğer söz sahibi konuşmasına biraz daha devam etmiş olsaydı, bence peşi sıra bizlere şu soruyu da soracaktı:

    -Peki, bu barışık dillerimiz günlük hayatımızda neden/niçin kavgalı?!..

    O diller ki, yılanı deliğinden çıkarır ve kalpten kalbe yol açarlar! 

    Acaba bizim ellerde o diller neden yasaklı ve de niçin kavgalı?  

    Bildiğiniz gibi ben öğretmenim hem de bir vatandaşım. Şimdiki görevim, bu yaşanmış gerçeği/bu tuhaflığı bir ‘olgu’ kabul etmek ve ‘Hayat Bilgisi’ bilgilerimle, bu olgu için neden-niçin sıralaması yapıp bazı çıkarımlarda bulunmaktır. Böylece bu toplumsal yaraya kendimce insani’ bir çözüm bulup katkıda bulunmak, hem de bu ayıbı teşhir etmektir.  

    Öğretmenim demiştim, fakat ben bir öğretmenin: “…şu kadar satır yaz / şu kadar sayfa oku-yaz-çöz / şunu yap, bunu çiz..” diye başlayan, sınırı ve amacı belirlenmemiş ödevlerini hiç sevmem! 

    Hayat Bilgisi ödevlerine ise bayılırım! 

    Sevgili okurlarım, eğer kızıp darılan olmazsa, size bir Hayat Bilgisi ödevi vermek istiyorum.  

    Haydi birlikte bir Ödev Oyunu oynayalım!   

    İşte ödevimizin konusu: 

    “Ben üç dil biliyorum:

    Ermenice, Kürtçe ve Türkçe.
    Benim içimde bu üç dil hiç kavga etmiyorlar,
    Barış içinde yaşıyorlar!” 

    Ödev Soruları:

    1. Soru: Yukarıdaki sözlerin sahibi kişi ne demek istiyor?

    2. Soru: O kişinin içindeki barışık diller, dışarıda niçin/neden kavgalı?

    Ödevin Süresi ve Kuralları: Süre isteğinize bağlı ve sınırlaması yoktur. İsteyen bu konuyu anlatan bir yazı yazar. İsteyen bir kişi veya gruba sunum yapar. İsteyen görüşlerini bana yazılı bildirir. Ancak tüm çıkarım ve çözüm önerilerinizin özgün anlatımınızla yapılması gerekmektedir. 

    Ödevin Kaynakları:

    Tüm tarih, sosyoloji, felsefe, psikoloji ve pedagoji kitapları ve kaynak kişi sunumlarından yararlanmak serbesttir.

    Ödev ile ilgili hatırlatmalar:

    İnsan Hakları Evrensel Bildirgesine göre; 

    *Madde 1: Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar… 

    Madde 2: Herkes ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka türden kanaat, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğuş veya başka türden statü gibi herhangi bir ayrım gözetilmeksizin, bu bildirgede belirtilen bütün hak ve özgürlüklere sahiptir. 

    *Anayasalarla o ülke vatandaşlarının hakları belirlenir. 

    *Cumhuriyet öncesinde yurdumuzda Osmanlı İmparatorluğu egemendir. *Osmanlı 3 kıta, 7 denizin olduğu büyük coğrafyada 623 yıllık ömründe: yükselmiş, duraklamış, gerilemiş ve yıkılmıştır.

    *Osmanlı İmparatorluğunda 1876’da Anayasa ilan edilir, 1878’de askıya alınır ve 1908 yeniden yürürlüğe girer. 

    *Osmanlının, emperyalist güçlerce işgal edilen topraklarını kurtarmak için ‘Kurtuluş Savaşı‘ başlamış ve daha devam ederken 1921 Anayasası kabul edilir. 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kurulur.

    Daha sonraki yıllarda da 1924, 1962, 1982 Anayasaları kabul edilir… 

    Kolaylıklar dilerim.  

     Emin Toprak – DOSTÇA

    Yazarın Diğer Yazıları
    rodi
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.